Geçtiğimiz günlerde Ömer Demirbağ hocanın "Köklerden Geleceğe: Medeniyet ve Gençlik Zirvesi"ndeki konuşmasını dinlerken, Barış Manço üzerine verdiği bir örnek zihnimde pek çok taşın yerine oturmasına neden oldu.
Barış Manço'nun "Gamzedeyim Deva Bulmam" gibi derinlikli bir eserle aradığı yankıyı bulamayıp, medeniyet kültüründeki çözülme nedeniyle "Domates Biber Patlıcan" ve "Arkadaşım Eşek" gibi daha yalın, popüler üretimlerle halkı yakalamak durumunda kalışı; aslında bugün dijital dünyada verdiğimiz varlık mücadelesinin elli yıl önceki bir ön izlemesi gibi.

Algoritmanın "Saçmalık" İştahı
Bugün sosyal medya ve hızlı içerik tüketimi öyle bir noktaya geldi ki, odak süresi neredeyse tamamen yok oldu. Kendi adıma; üzerine haftalarca emek verdiğim teknik bir projeyi veya bilgi birikimimi paylaştığımda aldığım görüntülenme 30–40 bandında kalıyor. Adeta bir "hayalet" gibi, dijital boşluğa kod yazıyor ve içerik üretiyorum.
Ancak aynı sosyal medya hesabımdan sıradan bir futbol maçı yorumu yaptığımda veya popüler bir tartışmaya dahil olduğumda etkileşimler bir anda binli rakamlara ulaşıyor. 50 takipçili bir X (Twitter) hesabı için bu uçurum, içerik üretme hevesini taze tutmayı zorlaştırıyor.
Yapay Zeka Çağında "Görünmez" Olmak
Eskiden GitHub üzerinde organik bir ilgiyle yıldız alan projeler üretmek çok daha mümkündü. Şimdilerde ise yapay zekanın yardımıyla her gün binlerce "günübirlik" proje piyasaya sürülüyor. Eğer önceden inşa edilmiş geniş bir network ağınız yoksa; ürettiğiniz nitelikli projeler bu gürültü kirliliğinde saniyeler içinde boğulup gidiyor.
Sonuç: Yine de Üretmek
Barış Manço, dönemin ruhuna ayak uydurarak kendine has bir strateji geliştirmişti. Peki biz ne yapmalıyız? Bu tablo zaman zaman heves kırıcı olsa da, çizgimi bozmadan dengeyi sağlamaya gayret ediyorum.
Görüntülenme sayıları çok düşük olsa bile; kaliteli içerik üretmeye, blog tutmaya ve açık kaynak dünyasına katkı sunmaya devam edeceğim. Çünkü biliyorum ki dijital gürültü elbet bir gün dinecek; ancak nitelikli bir dokümantasyonun ve temiz bir kodun bıraktığı iz, o anlık trendlerden çok daha kalıcı olacak. Hepsinden öte, üretmenin verdiği o saf haz, sadece kendisi için bile bu çabaya değer.